Bir Kadranlık Kısırdöngüde

Makaleler, Yazılar, Şiirler ve sizin şiirleriniz.
Ayrıca bu panomuzu blog web günlüğü gibi kullanacağız. Lütfen yalnızca kendi yazı, şiir vb yazıları paylaşın.! Başkalarına ait eser ise; lütfen not düşün.
Kullanıcı avatarı
kaaniscen
Takımdan
Takımdan
Mesajlar: 988
Kayıt: Cuma, Ağustos 22, 2008 19:59
İsim: kağan
Konum: Adana

Bir Kadranlık Kısırdöngüde

Mesaj gönderen kaaniscen » Cumartesi, Ekim 25, 2014 01:23

bu bizim günümüz güneşimizdi
ayakkabılarımızı acemice bağlayıp
gerçekle düş içiçe ama hep aynı sokakta
ceplerimiz tuzlu çitlek kokusuyla yorgun
unutkan hüzünlerle boğuşurken mahalleli
biz...ikimizdik...

tüm dünya bulutlara ezikti
ben daha o zaman
ekmek arası peynire tav
bir son delikanlı gibi trenlere düşkün
yeniyetme pembe serseri
ve
haberli gitmelerle yoğun
saygın bir ölüydü zaman...

kümülüslü sokak sonları heyecanlarımıza dar
ağaçlar ki öyle rüyalara sığmazdı
sakallarından kasaba kiri akardı da ilk gençliğimizin
her şeyiyle yerli yerinde bir sona tutkun
pastoral elvedalar ucunda soluksuz
bir ayrılığın tekrarıydı ömür...

sen kısa saçlı okul destanı
ben kısa boylu yoklar yozu
ama kar yorgunu serçelere hızlı düşkün
yalnızlıklarımızı gizleyecek denli içli...
ve neden o en acemi sonsuzluk duygusunu bile
böyle ansızınlı saatlere hapsettik
hüznü ustaca işledik de arabesk gülüşlerimize
bir kadranlık kısırdögüde
baş edemedeğimiz dumanlı unutkanlığın
eksik yalanını tamamlayamadan
adsız bir intiharı bile çok gördük yalnızlığımıza...
sevmeye beceriksiz
gitmeye korkak
sözde maceralar peşinde hep epeski
kalkıp gözyaşlarımızla yıkadık da her gece sokakları
yüzümüze kapanmaya bile açılmadı hiçbir kapı
aslında hiç kendimize irkilmedik
göğsümüz tutulur gibi çocukluğa özendik de
kendi çocuğumuza anlatamadık kuşlarımızı...

sen kısa saçlı çekik gözlü okul destanı
ben kısa boylu daha erken soytarı yoklar yozu
ve unutan umutlarla sevişirken mahalleli
biz...ikimizdik...hani...
çürük kırık tuğlalarla başladığımız bu evcilik oyununda
ölümün ve intiharın yeri yoktu hani
yağmur üşümeleri harici sarılmak yoktu çaresizliklerimize
hani pencerenin yerine gözlerimize çektiğimiz karanlık perdede
hiçbir son bölüm yoktu...
şimdi tüm kirli sarı ışık ardı gölgelerini
otuz yılın anısına katıklayıp yastığımızın altına
unutarak duruyoruz uykuya
yıldızların başucumuz kadar tüm özlemimize yakınlığını...
hiçbir sadeliği aldatmak yok...
pazen kokulu öykülerden kopmak yok...
çitlek kokulu yürüyüşlerle terli ve yorgun...
ilk akşam telaşıyla konuşurken mahalleli
biz...



... o'nlara...




kağan işçen...