yılmaz erdoğan

Kültür-Sanat yazılar, makaleler, incelemeler, kültür sanat haberleri..
fatma66

yılmaz erdoğan

Mesaj gönderen fatma66 » Cumartesi, Mart 10, 2007 15:58

Yılmaz Erdoğana hayranlığım Mükremin abiyle başladı cebimde kelimelerle kesinlik kazandı :) O KAYIP KENTİN YAKIŞIKLISI :)



Hayatı, bir başkasının pantolonu gibi, küçültülmüş,
daraltılmış... İlk sahibinin o pantalonla yaşadığı şeyler,
yani pantalonu pantalon yapan anılar, bazı ilkbahar
bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen
yazlar... Hepsi daraltılmış... Yaşananlara bir beden
büyük geliyor artık hayat!

Bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık
olmak içinse erken... Beni sevda yerimden vurdu yine
zaman... Şimdi sana söylenecek tek cümle:

Bende sana yetecek kadar ben kalmadı...

selcukaydin

Re: yılmaz erdoğan

Mesaj gönderen selcukaydin » Cumartesi, Mart 10, 2007 17:08

bir şiir istersin benden
içinde benzetmeler olan
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok ...

y.e.


şiirlerini severek defalarca okuduğum adam ...

yaskaman

Re: yılmaz erdoğan

Mesaj gönderen yaskaman » Cumartesi, Mart 10, 2007 18:35

ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim..
****

YAĞDIKÇA

Yerle yeksan, ıslak saçlı, kem gözlü,
Kavim göçlerinden bu yana ağlayan
Ve durmadan
Cep kanyağı yakıcılığında ezgiler
Çalan, çaldıran, yakalatan
Adı bende gizli bir kadındı İstanbul

Şehre bir yağmur yağdı
Ben ağladım

Sevilirken ayrılmak mı kaldı Bizanstan
Yalan dolan yoktu gözlerde sadece ses
Verilen sözler birdi edilen yeminler sıfır
Eşyalar alındı fotoğraflar söküldü
yerlerinden
Bir aşkın izlerini yok edecek yeni bir aşk
sipariş edildi yeniden

Bir şehre yağmur yağdı
Ben ağladım

Kim daha çok yalan söndürdü çay
bardaklarında
Hangisi talandı demli öpücüklerin
Ve buğularda yitirilen kimin adıydı
Bir aşktan diğerine kaç saate gidiliyordu
Soyulur muydu kabuğu hayatın
Yoksa bütün vitamini kabuğunda mıydı?

Yağmur şehre bir yağdı
Ben ağladım

Ben ençok seni götürdüm giderken
Aklımın nakliyesiydi asıl yoran taşıyıcıları
Yardan düşmüştüm yaralarım yardan armağandı
Ben sevmeyi beceremedim belki de sevilmeyi
Benim sevmeye engel evcil acılarım vardı

Ben yağmur ağladım bir şehre yağdı
Ben şehre ağladım bir yağmur yağdı
Ben bir ağladım şehre yağmur yağdı

Ben...
Yağmur...
Ağladım...

Yılmaz Erdoğan

hdurmus
Yeni Üye
Yeni Üye
Mesajlar: 10
Kayıt: Cumartesi, Ocak 27, 2007 01:47
Konum: Sakarya

Re: yılmaz erdoğan

Mesaj gönderen hdurmus » Cumartesi, Mart 10, 2007 18:48

mum yanar
mum ışıldar
kendileri yoktur gölgeleri oluşur
ferinden korkulsa da rahmetin
yenilmez toprağa can katmanın kudreti
bir ömre kaç hayat sığar
görülecektir....
mum aydınlar
mum sınar
ayrılık acısı kadar seversin
ve sevmenin coşkusu kadar koyar insana
aşk sözlüğünden ayrılmak

mum yaralanır
mum sürer
kem göz sahibini sürükler
son çağındır artık
fitil kokar
gövdende birikir
senden eriyen parçalar

mum biter
mum söner dibine hayatın
işte yaşadım dediğin
bir mum ömrüdür

eren
ve
eriten kendini....

cmrtsi
Üye
Üye
Mesajlar: 589
Kayıt: Perşembe, Ağustos 10, 2006 19:30
İsim: Aslı
Konum: İstanbul

Re: yılmaz erdoğan

Mesaj gönderen cmrtsi » Cumartesi, Mart 10, 2007 18:58

takdir ettiğim bir isimdir yılmaz erdoğan... yağdıkça ve beyaz bir sayfada sana bakmak şiirleri hoştur gerçekten.. çok iyi kelime oyunu yapıyor ve bunu çok iyi kullanıyor... stand-up gösterileri olsun, yapmış olduğu filmler ve tv. dizileri, çıkarmış olduğu şiir albümleri, tiyatyoları, hepsinde ince mizah var... kalemi sağlam bir kişidir :wink:

kskattack
Üye
Üye
Mesajlar: 98
Kayıt: Cumartesi, Ocak 13, 2007 20:03
Konum: İzmir

Re: yılmaz erdoğan

Mesaj gönderen kskattack » Cumartesi, Mart 10, 2007 21:30

ben sana gülüm derim gülün ömrü uzasın diye....

garachocuq
Üye
Üye
Mesajlar: 231
Kayıt: Salı, Şubat 13, 2007 16:08
İsim: murat recep
Konum: Antalya

Re: yılmaz erdoğan

Mesaj gönderen garachocuq » Cumartesi, Mart 10, 2007 21:39

sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem
yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor
çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
bahçıvanlar değil tüccarlardır
sen öyle göz
sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
sen teninde cennet kayganlığı iken
sana şiir yazmak ahmaklıktır



bayılıyorum bu adama...


bu da çok güzel


bir ufukta bitiyor yüzün
ve başka bir gökyüzü başlıyor
komşu ellerle sarmalanıyorsun
yanıyorsun...

ne kadar övülsen az
avazım çıktığı kadar susuyorum
ismindeki sesli harfleri

mayınlı bir gülümsemeyle
senin karasularında olmak
üstünde ilkbahar bir entari;
sanki
yeniden
eski bir öyküye başlamak...

yüzündeki o billur akşam kahvaltısı
sürgülerken özümü,
ne kadarını sustuk konuştuklarımızın?...

fetheden
Üye
Üye
Mesajlar: 132
Kayıt: Çarşamba, Ağustos 9, 2006 14:22
İsim: fatih
Konum: Düzce

Re: yılmaz erdoğan

Mesaj gönderen fetheden » Cumartesi, Mart 17, 2007 11:32

... sana bakmak bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır,sana bakmak Allah'a inanmaktır.
iyi bir oyuncu iyi bir yazar

valerie
Üye
Üye
Mesajlar: 799
Kayıt: Pazartesi, Kasım 20, 2006 16:10
İsim: Melek
Konum: İstanbul

Re: yılmaz erdoğan

Mesaj gönderen valerie » Cumartesi, Mart 17, 2007 13:22

kalbim bir etten duvar sadece
kalbim yüreğim olur
sen gelince...


başarılı bir yazar.

nilay_14
Üye
Üye
Mesajlar: 461
Kayıt: Pazartesi, Ocak 23, 2006 14:57
İsim: Nilay
Konum: Tekirdağ

Re: yılmaz erdoğan

Mesaj gönderen nilay_14 » Pazar, Mart 18, 2007 15:56

SEVEBİLME İHTİMALİ

Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...
Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim.
İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman
özlemeye başladım herkesi...
Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra..
Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı...
Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda,
solculuk oynamaya başladık..
Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve
Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle...
Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi..
Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri.
Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben.
Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak..
Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu..
Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.
Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim
Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım
Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece
Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu
Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.

Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.

Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini
Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum
Muş ovasının yalancı maviliğini
Otobüs oluyordum bir süre
Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde
Otobüs oluyordum
Bir ülkeden bir iç ülkeye
Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum.
Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin
Korkuyordum
Sonra iniyordum otobüsten
Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun,
ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk,
ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum.
Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda..
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam
Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda
Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği
bir yol üstü lokantasında
Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında
Ben seninle herhangi bir insan elinin
terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim

Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim!

Yılmaz ERDOĞAN


sevdiğim bir yazar duyguları başarılı bir dille yansıtıyor

hazan
Kıdemli üye
Kıdemli üye
Mesajlar: 1044
Kayıt: Salı, Kasım 8, 2005 21:46
İsim: Mehtap
Konum: Ankara

Re: yılmaz erdoğan

Mesaj gönderen hazan » Perşembe, Nisan 5, 2007 06:24

" sana bakmak bir mucizeyi anlamaktır "
" sana bakmak Allah'a inanmaktır.."
yılmaz erdoğan' a ait dizeler ince nüktelidir her zaman mizah yaparkende öyledir ki diğerlerinden farkı görünür. kızı Berfin için yazdığı şiirinide dinlemeniz tavsiyedir nacizene tabiki :wink:

smb86
Üye
Üye
Mesajlar: 27
Kayıt: Cumartesi, Mart 31, 2007 19:48
İsim: :)
Konum: Ankara

Re: yılmaz erdoğan

Mesaj gönderen smb86 » Pazar, Nisan 8, 2007 22:57

SANA BAKMAK

Herşey yapılabilir
Bir beyaz kağıtla
Uçak örneğin, uçurtma mesela.
Altına konulabilir
Bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
Sallanan bir masanın.
Veya şiir yazılabilir
Süresi ötekilerden kısa
Bir ömür üzerine..
Bir beyaz kağıda
Herşey yazılabilir,
Senin dışında..
Güzelliğine benzetme bulmak zor,
Sen iyisimi sana benzemeye çalışan
Herşeyden:
Bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor.
Belki tabiattadır çaresi
Senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin..
Ve benim
Bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim..
Anlarım bitkiden filan
Ama anlatamam
Toprağın güneşle konuşmasını
Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla
Sen bana ışık ver yeter
Bende filiz çok..
Köklerim içimde gizlidir
Gelen giden, açan soran, bere budak yok
Bir şiir istersin
"içinde benzetmeler" olan
Kusura bakma sevgilim
Heybemde sana benzeyecek kadar
Güzel birşey yok
Uzun bir yoldan gelen
Tedariksiz, katıksız bir yolcuyum
Yaralı yarasız sevdalardan geçtim
Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
Herşeyi anlattım..
Olan olmayan, acıtan sancıtan..
Bilsem ki sana varmak içindi
Bütün mola sancıları
Bütün stabilize arkadaşlıklar
Daha hızlı koşardım
Severadım gelirdim
Gözlerinin mercan maviliğine..
Sana bakmak
Suya bakmaktır..
Sana bakmak
Bir mucizeyi anlamaktır..
Sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
Aşk sorgusunda şahanem
Yalnız kelepçeler sanıktır
Ne yazsam olmuyor
Çünkü bilenler hatırlar..
Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
Bahçıvan değil tüccarlardır
Sen öyle göz,
Sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
Sen teninde cennet kayganlığı iken,
Sana şiir yazmak ahmaklıktır..
Bir tek söz kalır
Dişlerimin arasından
Ben sana gülüm derim
Gülün ömrü uzamaya başlar
Verdiğim bütün sözler
Sende kalsın isterim
Ben sana gülüm derim
Gül sana benzediği için ölümsüz..
Yazdığım bütün şiirler
Sana başlayan bir kitap için önsöz
Sana bakmak
Bir beyaz kağıda bakmaktır.
Her şey olmaya hazır
sana bakmak
suya bakmaktır..
gördüğün suretten utanmak..
sana bakmak
bütün rastlantıları reddedip
bir mucizeyi anlamaktır..
sana bakmak
ALLAH’a inanmaktır.

YILMAZ ERDOĞAN

terry
Üye
Üye
Mesajlar: 606
Kayıt: Pazar, Mayıs 7, 2006 00:30
İsim: gökhan
Konum: İstanbul

Re: yılmaz erdoğan

Mesaj gönderen terry » Cumartesi, Nisan 21, 2007 17:29

üstad idolüm
oyuncu, tiyatrocu, senarist, yönetmen, şair, sunucu, komedyen ee daha ne olsun çok büyük bir sanatçı çok yönlü bi sanatçı
"sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde
ama sen yoktun"

Kullanıcı avatarı
SERAPben
Takımdan
Takımdan
Mesajlar: 1754
Kayıt: Salı, Şubat 12, 2008 17:06
İsim: SERAP
Konum: Trabzon

Re: yılmaz erdoğan

Mesaj gönderen SERAPben » Pazar, Aralık 14, 2008 23:16

BU BAHAR AŞKA HAZIR

Her yağış bir başka kalkışmaya gönüllü
Ve kim neye erse bu geçişte
Bir tomurcuk, bir gözyaşı, mutluluk işte
Her bahar arifesinde korkulu bir kimsesiz gecenin
Aklım, elim, kulağım kirişte
Hep biraz korku, biraz yalan telefon seslerinde...
Ya yine boş koridor ıslaklığıysa ve beton efesi
Bütün fakir çocukluklarda...
Ama herşey sırasını beklerken
Mukaddes bir kuytuda
Senden umut kesenin hüzün kesesinde bir yavru
Herhangi bir anne kadar kanguru
İşte bahar, işte sevda, işte tomurcuk bir bakıma
Ağzım mavi ıslaklığının uçurumunda
Rüyayla gerçeğin arasında
Hep iyinin, aşkın tarafında
Ve değmediğim yerin kalmayıncaya
Bu bahar sonsuza tomurcuklanmaya
Ben sana, sen çatlak bir anadoluyu kucaklamaya
Bu bahar aşk için hazır
Hazır vazgeçmeye adının bile baş harflerinden
Kayıtsız bir sarhoşluğun her gün erkenden sabah oluşu
Her şeyi biraz şakalaştıran bakışından
Şakadan başka izahı olmayan bu kalp ağrısından
Ve bahanesi bir yürek bir et
Bir bedenin içine girmek!
Hazır bu bahar akılsız bir yeşermenin şahane hasadına
Hazır nur topu bir yaşama sevincini kundaklamaya.
Unutma; baharda çiçek olan meyvedir yaza...
Bu erik tanesi, bu şakacı bahar çiçeği
Her dem taze kalsa...

Şiir: Yılmaz Erdoğan
Müzik: Sezen Aksu

Kullanıcı avatarı
vErda
Takımdan
Takımdan
Mesajlar: 606
Kayıt: Perşembe, Mart 6, 2008 02:17
İsim: vErda
Konum: İstanbul

Re: yılmaz erdoğan

Mesaj gönderen vErda » Pazartesi, Aralık 15, 2008 16:06

Böyleymiş

Yanarmış yürek böyle
Islak bir yeşil sebebiyle
Kaçarmış insan kendinden
Nereye gittiğini bilmeden
Ağlarmış gizlice
Kurumuş toprağı ıslata ıslata
Severmiş de sevilmezmiş
Yalan da olsa gülermiş
Sebebini bilmeden

Yılmaz Erdoğan

harikadır o...