Yüzümün Tuvalinde İlk Göç

Makaleler, Yazılar, Şiirler ve sizin şiirleriniz.
Ayrıca bu panomuzu blog web günlüğü gibi kullanacağız. Lütfen yalnızca kendi yazı, şiir vb yazıları paylaşın.! Başkalarına ait eser ise; lütfen not düşün.
Kullanıcı avatarı
kaaniscen
Takımdan
Takımdan
Mesajlar: 988
Kayıt: Cuma, Ağustos 22, 2008 19:59
İsim: kağan
Konum: Adana

Yüzümün Tuvalinde İlk Göç

Mesaj gönderen kaaniscen » Pazar, Kasım 2, 2014 23:26

kış akşamlarıyla kavga ederken rüzgar
hangi yaprak düşmüş sokağa diye düşünürken
eski ve temiz bir güzelliğin yanından geçtim
yalnızlığı bana benziyordu
gölgesi kendi halinde bir acıda anısız...
pencereler bu saatte kimsesiz bir çocuk gibi bakımsız
hadi bir iyilik düşün zarasız serseri diye iç geçirirken
bir yıldız beğendim kötü zamanlara
üstümü başımı düzelltim
mutsuzluğa umuda ve gelecek mutluluğa saygımdan...

şimdi arkadaşlar uzakta karlı bir ülkede gibiler ya
kibrit alevine muhtaç bir karanlıktaymışçasına sonrasız
soluduğumuz her anı resmediyorum çamurdan gözyaşlarımla
yüzümün tuvalinde ilk göç öyküleri yoğun
tumturaklı ayrılıklarla şaşkın bir acelecilikte sevgi
konmayı beklerken sabaha ezik pencereme
üşenmiyorum hiçbir öyküye el uzatmaktan
dünya ağrısı biter mi behey be usta
bitmesin isterse
limanlara meraklı bir çocuk mutlaka çıkar gelir çölüne
yepyeni bir renge boyar yeniden düşlerini
kozasına düşkün bir kelebek
bir orman kurmayı özler
küskünlüğüne
haberci karıncalar öpünce toprağı
biten başlar yeniden
çapaklanmış ufuklar kırmızı bir sevgili bulur kederine
dünya ağrısı çekilir mi behey be usta
çekilir mi çekilir...

uzak akşamlardan korkmadan çıkacağız yola
çocukluk günlerimize yakışan hiçbir doğallığı incitmeden
birbirimize birer yağmur sözü vereceğiz
söz ben en sona kalmaya razıyım usta
yağmur sularına ayaklarımız bata çıka
gökkuşağının diğer tarafında kovalamacalar benden
ama kıyamam da kasıtlı yakalanırım ha...
bütün kapıların ardında en sevdiğimiz bakış
bütün uyanmaların tavanı annemizin saçıyla örülü
aslında şimdi
yol yokuş demeden sıkış sıkış koşturduğumuz
ucu belirsiz bu korulukta
biz hep
hiç kıyamadığımız için ebeyiz...
o yüzden hep kendimizi sobeleriz...
yalnızlık, ona kadar saymakla bundan bitmezmiş
ayrılık, kovuklarına acemice yazılmış şiirler sokuşturduğumuz
duvarın emeğine saygımızdan hiç ortaya çıkmayışımız...
değil mi usta
elma dersem çık
armut dersem de çık...
hadi bir he de...




kağan işçen...